
Gökyüzüne baktığımızda, güneşin doğuşu veya batışıyla kızıla boyanan ufuk çizgisi gibi dalgalanır o. Bir milletin kaderini, acılarını, zaferlerini ve geleceğe olan umudunu üzerinde taşır. Göklerin en güzel süsü, bağımsızlığımızın nişanesi olan Ay Yıldızlı Türk Bayrağımızdır.
Bir Milletin Hafızası
Bayrağımız sadece bir kumaş parçası veya estetik bir tasarım değildir. O, binlerce yıllık bir devlet geleneğinin, vatan uğruna dökülen kanın ve “ilelebet payidar kalacak” olan bir milletin ortak hafızasıdır.
Kırmızısı: Şehitlerimizin toprağa karışan kanını,
Ayı: Bağımsızlığı ve aydınlığı,
Yıldızı: Milletimizin ışığını ve yükselişini temsil eder.
Gönderden İnmeyen Bir Söz
İstiklal Marşımızda Şair Mehmet Akif Ersoy’un dediği gibi: “O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak; O benimdir, o benim milletimindir ancak.” Bu mısralar, bayrağımızın bir milletin sahipliğinde, özgürlüğün en somut kanıtı olduğunu vurgular. Rüzgârda nazlı nazlı dalgalanan al bayrak, bizlere her bakışımızda bir sorumluluk yükler; geçmişe duyulan saygıyı ve geleceğe bırakılacak mirasın kutsallığını hatırlatır.
Günlük Hayatımızda Bayrak
Evlerimizin balkonlarında, okullarda, kamu binalarında ve en özel günlerimizde onu başköşeye koyarız. Çünkü bayrak, toplumsal birliğimizin harcıdır. Farklılıklarımızı bir kenara bıraktığımızda, bizi birleştiren o kırmızı zemin üzerindeki beyaz hilal ve yıldız olur.
Bir yabancı şehre gittiğinizde, bir futbol maçında veya bir başarı hikayesinde o bayrağı görmek, insana anında “evindeymiş” hissini verir. O, sadece bir vatanın sınırlarını değil, gönüllerin sınırlarını da belirler.
Al bayrağımız, dünümüzün gururu, bugünümüzün güveni ve yarınımızın teminatıdır. Gönderden hiç inmemesi dileğiyle, ona her zaman aynı saygı ve sevgiyle bakmak, onu en yüksekte tutmak hepimizin ortak vazifesidir.



