925 Ayar Gümüş Ehlibeyt Yazılı Cevşeni Kebir Dualı Cevşen Kolye Ucu
- 925 ayar gümüşten üretilmiştir
- Ortalama Ağırlık :4.2 gr.
- Ebat : 0.8 cm genişlik x 3.3 cm uzunluk
- Üretim Tipi : Kalıp ile üretilmiştir.
- Gümüş aksesuarınızın ömrünü ter, su, deodorant ve kimyasallardan uzak tutarak uzatabilirsiniz.
- 1-3 iş günü içerisinde kargoya verilecek ve kargo takip numarası sizlere iletilecektir.
- Kolye kutusunda paketlenerek gönderilmektedir.
Cevşen-ül Kebir Duası Nedir? Ne Anlama Gelir?
Cevşen-ül Kebir; Peygamber Efendimiz (Sallallâhü Aleyhi Vesellem)’e Cebrail Aleyhisselâmın vahiyle getirdiği “Zırhı çıkar bunu oku” dediği gayet yüksek yüksek ve çok kıymettar bir münacat-ı Peygamberidir ki Zeynel Abidin radıyallâhü anh’dan, tevatürle rivayet edilmiştir.
“Cevşen Duası” yaklaşık 30 sahifelik, Allah’ın isimleri esmaül hüsna ve faziletli dualardan oluşan bir zikirdir. Cevşen, rivayete göre Uhud Savaşında, Hz. Peygamber (a.s.m.) muharebenin kızıştığı ve üzerindeki zırhın kendisini fazlasıyla sıktığı bir sırada, ellerini açarak Allah’a dua etti. Bunun üzerine Cebrail (a.s.) gelerek “Ya Resulullah, Rabbin sana selâm ediyor ve üzerindeki zırhı çıkarıp bu duayı okumanı istiyor. Bu dua hem sana, hem de ümmetine zırhtan daha sağlam bir emniyet sağlayacaktır” dedi.
Cevşen Duası; Musa el-Kazım, Cafer es-Sadık, Muhammed el-Bakır, Zeynelâbidin, Hz. Hüseyin (r.a.) ve Hz. Ali (r.a.) yoluyla Hz. Peygambere (a.s.m.) isnad edilir. Şiî kaynaklarında, onun faziletine ve faydalarına dair pek çok şey anlatılır. Cevşenü’l-Kebîr, özellikle Şiî dünyasında oldukça rağbet gördü.
Bunda Ehl-i Beyt yoluyla rivayet edilmesinin yanı sıra, faziletleriyle ilgili haberlerin de büyük etkisi oldu. Ehl-i Sünnet Müslümanları arasında Cevşenü’l-Kebîr’i (Büyük Cevşen) ilk defa Ahmed Ziyaeddin Gümüşhanevî, tarikatının vird kitabı olan Mecmuatu’l-Ahzab adlı eserinde nakletti.
Türkiye’de Cevşen Duasının yaygın olarak tanınması ise Üstad Bediüzzaman ile başlamıştır. Üstad—kendi tabiriyle—İmam-ı Rabbanî (r.a.) ve Zeynelâbidin’den (r.a.) bu duanın dersini aldığını ve Cevşenü’l-Kebîrin, Kur’ân’ın hakikî ve tam bir çeşit münâcâtı ve Kur’ân’dan çıkan bir çeşit özet mahiyetinde olduğunu söylemiştir.
Ayrıca Üstad Bediüzzaman, Kur’ân-ı Kerimden süzülen ve Resûl-i Ekreme (a.s.m.) vahiyle gelen bu duanın, eşsiz olduğunu ve târifine erişilemeyeceğini de söyler. Üçüncü Şua olarak adlandırdığı Münâcât Risalesine “Cevşenü’l-Kebîr’den aldığım bir derstir” der. Ve bu eserde, bu duanın eşsiz ve Allah’ın (c.c) târif ve vasıflarının tavsifinde erişilmez olduğunu ifade eder.
Aynı zamanda Risale-i Nur’un da hem Kur’ân’dan, hem de bir yönle Cevşenü’l-Kebîr’den feyiz alarak ortaya çıktığını belirtir.



















Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.