- 925 ayar gümüşten üretilmiştir.
- Mavi Kaplangözü kullanılmıştır.
- Gümüş aksesuarınızın ömrünü ter, su, deodorant ve kimyasallardan uzak tutarak uzatabilirsiniz.
- Ürünümüz ücretsiz ve çok şık bir hediye paketiyle tarafınıza gönderilecektir.
- Ürün 1-3 iş günü içerisinde kargoya verilecek ve kargo takip numarası sizlere müşteri temsilcilerimiz aracılığıyla mesaj ile iletilecektir.
Bu Da Geçer Ya Hu’nun Hikâyesi
Osmanlı’nın sıkıntılı yılları… Birçok bölgede bastırılamayan ayaklanmalar mevcut. Tahta 2. Mahmut geçiyor. Reformu, yenilikleri seven padişah; gözlerinin önünde dağılan bir imparatorluğu toplamak adına her şeyi yapıyor. 31 yıl iktidarda kalan 2.Mahmut döneminde saldırılar da karışıklıklar da sona ermiyor. Bir bunalım, sultanın başında büyüdükçe büyüyor.Sultan, sıkıntılı ve zor süreçlerinden birinde;“Bana öyle bir söz bulun ki, bu dertlerin, bu acıların, bu sancıların arasında onu okuduğumda umutsuzluğum gitsin, tasam bitsin, acım dinsin. Sonra mutlu olduğumda yine onu okuyayım, rehavete kapılmayayım, dünya nimetlerine tamah etmeyeyim, saltanat makamının, tahtımın gücüyle aslımı, insanlığımı unutmayayım. İşte bu sözü, bir yüzüğe yazdırayım, her gördüğümde, neşemde ve hüznümde bana aynı etkiyi yapsın.” Diye emreder.
Bunun üzerine herkes padişahın istediği bu sözü aramak için seferber olmaya başlar.
İlk başvurulan durak, elbette yüzük ustaları oldu. Yüzük ustaları; padişahın emrini duyunca, “Bu iş, bizim haddimize değil. Sözü bulmak, bilgelerin âlimlerin işidir.” der.
Bir sonraki durak âlimler olur. Ancak âlimler “Biz tek sözle hem umutsuzluğu, hem mutluluğun rehavetini giderecek, hem de yüzüğe yazılacak kadar kısa bir sözü bulamayız. Bu şairlerin, ediplerin işidir.” Der.
Sonrasında nice şairler, edipler, işi kitap-kalem olanlar… Kim ne yazarsa yazın Sultan 2. Mahmut’un isteğine yaklaşamamış.
Derken bir gün Osmanlı’ya nice diyarlar gezmiş, nice insanlar gezmiş bir derviş gelmiş. 2.Mahmut’un isteği, kimsenin yazamadığı sözü; dervişe sormuşlar.
Derviş, durmuş, düşünmüş; gördüğü, geçtiği hayatlardan, diyarlardan geçmiş, gönlüne inmiş ve o tılsımlı sözü söyleyivermiş: “Bu da geçer ya hu!”
Tılsımlı sözü geçen herkes, sanki yıllardır kayıp olan bir parçayı bulmuş gibi heyecanlanmışlar. Hemen sözü alıp Hatta Kazasker Mustafa İzzet Efendi’ye götürmüşler. “Öyle bir yazı yaz ki ey hattat, sultanlar, vezirler, derdi olanlar, yokluk çekenler, umutsuzluğun pençesine düşenler ve dahi varlık içinde yüzüneler ve illa ki gücün, kuvvetin rehavetine kapılanlar gördüğünde kendine gelsin. Yedi iklim padişahının yüzüğüne yazılsın, hiç unutulmasın.”























Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.